Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: El-Cezire’in bildirdiğine göre, Büyük Amerikan gazeteleri, Washington ile Tahran arasındaki anlaşmaya ilişkin yorumlarında, bu geçici uzlaşmada çözümsüz kalan konulara odaklandı.
Şu ana kadar yayılan haberlere göre anlaşma, tüm cephelerde askerî operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasını, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası navigasyona yeniden açılmasını, İran'a yönelik deniz ablukasının kaldırılmasını ve İran'ın nükleer programına ilişkin bazı mutabakatları içeriyor.
New York Times, Washington Post, Wall Street Journal ve Axios tarafından yayınlanan haberler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile duyurduğu anlaşmanın, çatışmaya nihai bir çözüm olmaktan ziyade, “henüz çözülemeyen karmaşık dosyaların ele alınması için zaman kazandıran geçici bir ateşkes” niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Bu dosyaların başında İran'ın nükleer programı, ABD yaptırımları ve bölgesel gerilimlerin geleceği geliyor.
New York Times'a göre Trump, anlaşmayı Ortadoğu'daki güç dengesini ABD lehine yeniden şekillendiren “stratejik bir başarı” olarak sunmaya çalıştı ve mutabakatın Hürmüz Boğazı'nın "kalıcı olarak ve geçiş ücreti olmadan açık kalmasını" sağlayacağını belirtti.
Ancak gazete, bu tanımın abartılı göründüğüne dikkat çekiyor. Zira duyurulan mutabakat zaptı sadece kısıtlamaların 60 gün süreyle askıya alınmasını ve boğazın geleceğine dair bölgesel bir diyalog başlatılmasını öngörüyor.
Üstelik İran, savaş patlak vermeden önce navigasyondan herhangi bir ücret almıyordu. Bu da anlaşmanın yeni ve kalıcı düzenlemeler getirmekten çok, durumu kriz öncesi haline geri getirdiği anlamına geliyor.
Nükleer program, yaptırımlar ve Lübnan dosyası belirsizliğini koruyor
Asıl düğüm noktası ise İran'ın nükleer programının geleceği. İki taraf, uranyum zenginleştirilmesi, uzun vadeli denetim mekanizmaları veya İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbeti konusunda nihai bir çözüme ulaşabilmiş değil.
Trump, cuma günü İsviçre'de teknik müzakerelerin başlayacağını söyledi. İran'ın zenginleştirme faaliyetlerini 20 yıl süreyle durdurmayı kabul edebileceğini, ancak 15 yıla kadar daha kısa bir süreyi de kabul edebileceğini ima etti. Ayrıcai İran'ın "askerî amaçlarla kullanılamayacak düşük seviyelerde" zenginleştirme ile kalıcı olarak sınırlandırılacağını ekledi.
New York Times, bu şartların yeni olmadığına işaret ediyor. Eski Başkan Barack Obama yönetiminde 2015 yılında yapılan anlaşma da benzer kısıtlamalar içeriyordu; ta ki Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesiyle bu düzenlemeler çökene kadar.
Hassas nükleer maddelerin bertarafı meselesi de henüz çözüme kavuşmadı. Wall Street Journal'a konuşan Trump, İran'ın nükleer maddelerini çıkarmak için acele etmediğini söyledi: "Nükleer tozla daha sonra, hazır olduğumuzda ilgileneceğiz. Önümüzdeki bir iki ay içinde, acele yok."
Bu maddeleri "zararsız" olarak nitelendiren Trump'ın bu açıklaması, ABD yönetiminin nükleer dosyanın en ciddi yönlerini ele alma konusundaki aciliyet derecesine dair soru işaretleri yaratabilir.
Yaptırım dosyası da askıda. Washington Post'a göre Tahran, önümüzdeki 60 gün içinde kendisine yönelik tüm ABD yaptırımlarının kaldırılmasını müzakere etmeyi bekliyor.
Aynı bağlamda Axios, herhangi bir yaptırım hafifletmesinin veya dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasının, İran'ın nükleer müzakerelerde ilerleme kaydetmesine bağlı olacağını bildirdi.
Trump'ın bahsettiği denetim mekanizması da henüz netleşmiş değil. Trump denetimin "sıkı" olacağını söylemekle birlikte, bunu kimin yürüteceğine veya İran'ın uyumunu sağlamak için hangi araçların kullanılacağına dair ayrıntı vermedi.
Lübnan dosyası anlaşmanın istikrarını tehdit edebilecek ek bir “ihtilaf” noktası. Washington Post, Lübnan'la bağlantılı herhangi bir uzlaşmanın, Washington'un İsrail üzerinde askerî operasyonlarını azaltması için baskı yapabilmesini gerektireceğini, buna karşılık İran'ın Lübnan Hizbullah'ı konusunda işbirliği yapması bekleneceğini belirtiyor.
Öte yandan Başkan Trump, Wall Street Journal'a verdiği röportajda, İran'da “rejim değişikliği” hedefini küçümseyerek bunun kendi öncelikleri arasında olmadığını söyledi.
Gazete, ABD ve İsrail içindeki anlaşma karşıtlarının, mevcut ateşkesin nükleer krizin kök nedenlerini ele alan nihai bir anlaşmaya varılmadan savaşın sona ermesine dönüşmesinden “endişe” duyduklarını aktardı.
Sonuç olarak bu medya kuruluşları, önümüzdeki 60 günün iki taraf için belirleyici bir test olacağında birleşiyor. Zira en temel konuların çoğu ertelenmiş durumda. Bu da mutabakatın geleceğini, Washington ile Tahran'ın en hassas dosyalardaki anlaşmazlıklarını aşma becerisine bağlı kılıyor.
yorumunuz